Gece gece internette öylesine takılırken bi anda karşılaştığım bir haber beni imamlık müessesesi ve toplumdaki kontrol mekanizması konusunda derin düşüncelere sevketti ve bi anda sizle paylaşma gereği duydum adeta, arcadiobuendia nın deyimiyle platform bulduk ya yazak hadi bişeyler saçma sapan diye. Haber Şile’nin Karakiraz köyünde, imamın namaz sırasında çalan cep telefonlarına sinirlenip, gerçekten etkili, zekice ve net bir çözüm bulmasıyla ilgili.Normalde ben mesela imamın sakince bir vaaz verip ibadet sırasında kapatın şu mereti din kardeşlerim tadında bir anlatımla cemaati uyarmasını, eğer bu da yetmiyorsa camiye cep telefonu getirenin abdesti bozulur gibisinden bir psikolojik baskıyla duruma bir çözüm bulmasını beklerim. Bence bir çoğunuzunda aklına benzer bir yaklaşım gelmiştir. Ama sıkı durun durum böyle bir konseptten baya farklı. İmam (gerçi kendisi artık otorite ve iktidar sahibi olarak imamlık statüsünü baya aşmış durumda) cemaate nasıl sinirlendiyse artık caminin minaresine sinyal bozucu cihaz jammer taktırarak namaz sırasında çalan cep telefonu sorununu kökten çözmüş. Minarenin yanında sakince duran jammer ı görmek isteyenler haberin videosuna aşağıdaki linkten ulaşabilir
Bilmiyorum daha önce duydunuz mu ama Jammer, belli bir frekans aralığını tarayarak sinyalleri karıştıran ve basitçe iletişimi engelleyip mobil cihazların sinyal alamamasını sağlayan bir cihaz. Ordular tarafından, konsolosluklarda, mitinglerde uzaktan kumandalı mayınlara ya da patlayıcılara karşı, aynı zamanda da mobil iletişim cihazlarının dinlenmesini önlemek amacıyla kullanılan jammer lar ses ve gürültü istenmeyen dini ortamlarda da amacına göre farklı boyut ve tiplerde kullanılıyor.
Tamam şimdi çok da garip bişey gibi gözükmüyor camide kullanılması farkındayım ama şimdi benim Karakiraz köyü imamına verebileceğim ilk tepki “hoca sen nerden biliyon ki jammer konseptini?” olurdu. Toplumdaki algılanmalarından mı bir önyargı sahibiyim bilmiyorum ama bir köy imamının teknolojiyi bu kadar etkili bir şekilde kullanarak çözüm üretmesi gecenin bu saatinde beni bi kıllandırdı açıkçası. Hayır cep telefonlarının sinyal alamaması ve iletişimin engellenmesi sadece camiyi kapsayan bir alanda olsa imam benim için günün adamı olacaktı, ama da olayın asıl can alıcı tarafı imamın bu yeni teknolojik silahıyla tüm köyün iletişimini kesmesi. Benim tırstığım nokta cemaate ve tüm köye ceza vermek amacıyla bunu yapmış olma ihtimali, belki de cihazın kapasitesini tam bilmediğinden olmuştur diye umuyorum şu an. Sizi bilmem ama ben şu anda imamların toplumumuzdaki manevi etkileyicilik konseptlerininin çok rahat bir şekilde somut bir otoriteye dönüşebileceğine inanmaya başladım, komplo teorisi fln gibi ama, hani köyün minaresine jammer taktırmak ne lan, fütürizm adeta. Özellikle imam Şemsettin Aktaş’ın konu hakkında açıklama yapmaması ve köyün yaşlı kesiminin şikayetçi haline bakılırsa ihtiyar heyetinin de gücünün imamın karşısında etkisiz kalması ve muhtarın olayda adının bile geçmemesi bu savımı destekler nitelikte, imamın köydeki güç dengelerini teknolojik avantajıyla beraber yerle bir etmesi. Ayrıca köy kahvesindeki destekçilerine bakılırsa otoritesini daha bir pekiştirmiş. Bide haberin sonunda cep telefonuyla sinyal almaya çalışan amcayı da görünce aklıma hemen orantısız güç kullanımı konsepti geldi, bir yanda cep telefonlarına çaresiz bir şekilde bakan cemaat ve köylü; diğer yandan caminin minaresinden yapımı süren Death Star a bakan Darth Vader misali köyü otoriteyle izleyen imam hayalimde canlandı. İmamın köylülerin iletişimi üzerinde bir kontrolü olması çok da ciddi bir mesele değil tabi. Ama şöyle düşünün, Şile’nin Karakiraz köyünde imamın minareye jammer taktırıp tüm köyün iletişimini kısıtlayarak adeta inanılmaz bir toplum mühendisliği örneği sunabiliyorsa İstanbul’daki yetkin bir imam neden camisine ileri düzey bir radar sistemi kurup cumaya gelmeyenleri uydu üzerinden takip ettiremesin? Bence gayet net bir şekilde totaliter rejimleri andıran bu imamın amacının daha bir dikkatle incelenmesi gerekiyor, teknoloji ve imam kavramlarının bir araya gelince toplumun bilincinde korku salması bence önlenmeli..
Temmuz 7, 2009 at 1:19 pm
Yazıyı okuduktan sonra şöyle bir düşündüm de medya denen şey bizi ne kadar çok etkiliyor diye.. Bize gerçeğin bir kısmını gösterip, diğer kısımlarını es geçmesi, kendi istedikleri şekilde dünyayı algılamamıza yetiyor..
Benim bunu yazmama sebep olan şeyse yazıdaki “imam” olgusu. Yıllardır yeşilçam bize imamın hırslarına yenik, dini kendi işlerine alet eden biri gibi göstermesi..sanki “imam” denen şahıs insanoğlu değilmiş gibi, bir şuç işlediğinde medya tarafından tüm dünyaya duyrulması(bura da şöyle bir olguya dikkat çekmek istiyorum niye sarhoş biri olumsuz bir şey yapınca amaan salla ne olacak diyebiliyoruz da bir imama gelince,nooluyoz ya, ne halt etmeye yapmış diyoruz)..bir de tabi bu “imam” korkumuzu arttırmak için özellikle düzenlenmiş ve yetiştirilmiş insanlar(Ali Kalkancı-Fadime Şahin olayı gibi) Siz de haklısınız ey Türkiyenin evlatları hep böyle bir bakış açısıyla dünyaya baktırıldınız, bunun dışına çıkmayı kim ister..
Haber de bir şey çok kısa geçiyor, “Alet namaz süresince açıkmış” yani 24 saat köylüler muzdarip değiller..Bu üstün körü geçiliyor.. Tamam yine diyebilirsiniz, ben günün 2buçuk saatinde de kesintisiz olmak istiyorum, haklısınız, bu imamın hatasıdır.. Şimdi size şunu sorayım, aynı olayı bir fabrika sahibi yapsa, yani cep telefonları kullanılmaması için şirketine jammer koysa ve civardaki evlerde bundan etkilense ve diyelim ki bu da haber oldu(haşa ne münasebet!) bu kadar bizi sarsacak mıydı? Oturup üzerine ey halkım uyan, neler oluyor dünya da türünden yazılar yazacakmıydık?
Demek ki neymiş: meyda güçmüş, kimin elindeyse onun borusu ötermiş, onun korkuları korkularımız olur, onun sevinçleri sevinçlerimiz olurmuş..
Hangi birimiz din ile içli dışlı olan bir yaşamı tanımak ister veya ya bunlar neciymiş bir de kendi gözümle göreyim der.. Aman ha sakın yapmayın, sonra beyninizi yıkarlar ona göre
Saygılarımla…
Temmuz 7, 2009 at 1:32 pm
@alikok
farkında mısınız bilmiyorum ama kimsenin bir başkasının iletişim haklarını engellemeye hakkı yoktur, bu her ne olursa olsun ister cami ister başka bir şey. jammer savunma sanayinde kullanılan bir alet… yurt savunmasında kullanılıyor… fakat en başından sonuna kadar yaklaşık 45 dk süren bir cuma namazı esnasında oluşabilecek acil bir durumda ayvayı yemiş durumdasınız üstelik orası bir köy yeri hasta olur vs… olur… böyle şeyler tamamiyle bir ideolojinin nasıl üstün kılınmaya çalışıldığını ve baskısını göstermektedir…
Saygılarımla…
Temmuz 8, 2009 at 12:42 am
kesinlikle kimsenin başka birisinin iletişim hakkını gasp etmeye hakkı yok.. Köy imamının da bunu yaparak yanlış birşey yaptığını söyledim zati..
olayı imam kavramı üzerinden anlatıyormuş gibi görmem bu yoruma itti beni.. sonuçta fikirler de paylaşıldıkça anlaşılır..
Temmuz 7, 2009 at 2:17 pm
pufff tıss tısss kendini bişe sanan imamla yukardaki arasına jammer koysak?
Temmuz 8, 2009 at 12:27 am
Öncelikle söylemek istediğim şey yazının tamamen olayın komedi tarafıyla ilgilenmesi. yani bilmiyorum ben yazıyı yazarken oturup da ciddi ciddi imamların hepsinin belli bir ideoloji uğruna topluma baskı yaptıklarını ya da böyle bir şeye çalıştıklarını düşünmedim açıkçası, ama öyle bi konsepte girdiklerini bi anlık düşünmek gayet eğlenceli, imam korkusu dediğin konseptte tamamen geyik. Bu kadar ciddiye alınıp yanlış anlaşılmadan ötürü böyle bi yorum gelmesi beni şaşırttı açıkçası. Köydeki imamın kişisel olarak sinirlenip jammer gibi net bi çözümle gelmesi de bi komiklik unsurundan başka bişey değil. çok fazla ciddiye alıncak bi haber de değil bence, hatta bu yüzden postladım bunu, sonuçta her imamın namaza bu kadar önem verceğini bilinen bir gerçeklik, olayın haber değeri de yapılış şeklinden geliyor. Medyanın da oturup imamlık müessesesini karalama gibi bir amacı olduğunu düşünmüyorum böle bir haberle. ha ama oturup da imamın böyle bir şey yapmaya hakkı olmadığını vurgulayan bi yazı yazsam çok daha ciddi bi şekilde toplumsal baskı konseptini bilinçli uygulayan bu şahısı bu imam olur fabrika sahibi olur başka sınıftan herhangi bir insan olabilir, eleştirilirdi. ha ayrıca yazsaydım da düşüncelerim god like ınki gibi olurdu, duruma başka bir çözüm bulunabileceğini vurgulamak için.ama dediğim gibi bu o amaçla yazılmış bir yazı değil. tek bir imamın kişisel bir davranışını burda paylaşarak tüm bir imamlık müessesinden korkmalıyız gibisinden bir düşünce aşılamaya çalışsaydım da şu radar sistemiyle cumaya gitmeyenleri işaretleme fikrinden daha ciddi ve realist bi argüman bulabileceğime inanıyorum ayrıca. Son olarak, bu blog daki hiç bir yazının herhangi bir olay veya olgudan kaynaklı belirli bir grup sınıf ya da zümreyi aşağılamak kötülemek ya da karalamak amacı olmadığını belirtmek isterim, yapabileceğimiz tek şey bazı durumlar karşısında kişisel görüşümüzle beraber olaylara eleştiri getirmek olabilir, ve dediğim gibi bu yazının böyle bir amacı dahi yoktu.
Temmuz 8, 2009 at 12:55 am
benim söylemeye çalıştığım imam kavramının yaşamdan uzak, yabancı ve iyi olmayan bir şeymiş gibi kullanılmasıydı.. bu konudaki fikirlerimi paylaştım.. yani ben de olayı biraz ciddiye almış olabilirim..
sonuçta sizde fikirlerinizi paylaştınız, güzel şeyler oldu
diye düşünüyorum..
Temmuz 8, 2009 at 9:40 am
Ne imammış
Olm yazı ne ilgi çekti ya, bro’ kusura bakma..
Temmuz 8, 2009 at 5:58 pm
@alikok
sakın söylediklerimi yanlış anlama bende kendi düşüncelerimi söyledim… düşüncelerini paylaştığın için teşekkürler
Temmuz 8, 2009 at 9:53 pm
kötü bi yazı olması ilgi çekmesine engel deil hacı demek ki:D
Temmuz 16, 2009 at 11:20 pm
ADMIN: Yazılan yazının hiç bir dine ve inanca saldırısı yoktur…
Temmuz 17, 2009 at 5:58 pm
Ya imamlar hep böyle. İlahiyatta okurken kpss ile bir köye imam atanan bir arkadaşım malum iş nedeniyle ev tutmak zorunda kaldıydı. Evin halılarını da gece camiden yürüttüydü. İmamlar da insan, ruhban değil. hataları olacak tabi.
Peki bu cami hoparlorlerinin sesini kapatabilecek jammerlar yok mu?